Elif Sena Yıldız: “Mimarlıktan şiire geçmedim, taşıdım.”
Boşluk, ölçek ve nefes alanı: mimarlıktan gelen bir şairle biçim üzerine konuştuk.
Selin Koray ·
— Mimarlık okudunuz, sonra şiire geçtiniz. Nasıl oldu?
“Geçtim demek yanlış olur. Taşıdım. Mimarlıkta bir mekânı tasarlarken ilk düşündüğün şey duvar değil, duvarlar arasındaki boşluktur. Şiirde de aynısı.”
— Şiirlerinizde satırlar sık sık kırılıyor.
“Çünkü okurun bir yerde durmasını istiyorum. Bir koridor tasarlarken de aynısını yaparsın: insanı hızlandırmak istiyorsan düz yaparsın, yavaşlatmak istiyorsan kırarsın.”
— 'Kuşlar Şehri' şiirinde şehir eleştirisi var mı?
“Eleştiri kelimesi ağır. Gözlem var. Kuşlar binaların adını biliyor, biz bilmiyoruz. Bunu bir sabah gerçekten düşündüm, otobüs beklerken.”
— Birce'ye başvururken tereddüt ettiniz mi?
“Ettim. Çünkü daha önce hiçbir yere göndermemiştim. Ama başvuru formunda şöyle bir cümle vardı: ‘Eseriniz editoryal değerlendirmeden geçmeden yayımlanmaz.' Bu beni rahatlattı. Reddedilme ihtimali olan bir yer, ciddi bir yerdir.”
Bu yazı Birce editör kurulunun onayıyla yayımlanmıştır.